|
|

Sidarta, budizmin kurucusu buda'nin ismi. Öğretileri ve yaşamını konu alan bir kitap. Uzun süre etkisinde kaldığım kitaplardan.
|
| |
|
|
|

Büyüsü bozulur diye filmini izlemediğim kitap. |
| |
|
|
|

Tahsin Yücel'in türk edebiyatına çok büyük bir katkısıdır. Peygamber lakaplı Rahmi Sönmez kendi içinde yaşadığı kırılımları o dönemin siyasi çalkantıları içersinde anlatmaktadır. Mutlaka okuna... |
| |
|
|
|

Orhan Pamuk'un Cevdet Bey ve Oğullarından sonra en beğendiğim kitabı. Her cümlenin içinde geçen en ugyun kelimenin bulunması için düşünüldüğünü, çalışıldığını, uğraşıldığını gösteren bir kitap. Anlatım, tek kelimeyle harika...
|
| |
|
|
|

Bu kitabı henüz okumamış olanları kıskanmama sebep olan kitap.
|
| |
|
|
|
.jpg)
Ütopya sözcüğünün isim babasıdır Thomas More. Aslında olmayan fakat ideal toplum yapısını nasıl olması gerektiğini kurgulamıştır. Okuyanların adadaki toplum yapısına giydirilen elbisenin mevcut dünya düzeni üzerinde nasıl dururdu acaba diye kafasında ölçüp biçeceği türden bir kitap. Hazır yeri gelmişken Campanella'nın "Güneş Ülkesi" de ütopik kitaplar serisi olarak peşi sıra okuna... |
| |
|
|
|

1860'lı yıllarda 4 ay gibi kısa sürede, sürgünde, hapiste yazılmış bir kitap. Yazarın ilk ve son kitabı. Kitap Vera adlı kadının 3 rüyasından oluşmaktadır. O dönem rus toplumunu sarstığı gibi benide epey sarsmıştı. |
| |
|
|
|

İşte enfes bir fantastik roman, çok sesli bir orkestra gibi. Tanrılar, ay ışığında parlayan kılıçlar, sınır tanımazlık ve düşünsel dünyamın sınırlarını zorlayan maestro, dostum Erbuğ. Ben yanına meze niyetine Loreena McKennitt aldım, kitabın büyülü ortamının yanında harika gidiyor.
Güzel insan, dost Erbuğ, başarı gölgen olsun...
www.giddar.com |
| |
|
|
|
.jpg)
Ayn Rand'ın objektivist felsefenin temellerini atığı kitap. İnsanın kendi içinde tutarlı, rasyonel ve dürüst bir hayatı ilke edinmesi üzerine kurgulanmış bir kitap. Felsefesi "başkalarını kendim, kendimi başkaları için feda etmeyeceğime; varolma aşkım üzerine andiçerim" üzerine kurulu bir felsefe.
Birçok "izm" felsefesi (kapitalizm, sosyalizm, anarşizm vb) ve dünya dolusu yatay fikirlere dikey bir noktada duran bir kitap. Dikey ama bence tam nerede dikey olduğuda şekillenmemiş bir kitap.
İnsanın idealleri, meslek aşkı ve para. Para kazanmanın gerçeği. Aşkın kaynağı. Yani kısacası "hayatın kaynağı". |
| |
|
|
|

Ütopya denince aklıma Thomas More'un Ütopyası ve Campenalla'nın Güneş Ülkesi geliyor. Ama Ursula totaliter dünyadı değil Anarşist bir dünyayı kurguluyor ve ekliyor "sahip olmak yanlış, paylaşmak doğrudur" diyor. Kitabın bir yerlerinde kitabın kahramının arkadaşına misafir gitiği bir akşam yemeğinde kendisine uzattğı meyve tabağını alıp teşekkür ettemdiği için şaşıran ev sahibinin oğluna verdiği şu cevap yıllardır belleğimde. "Paylaştığını sanmıştım"!!! |
| |
|
|
|

Günsel ve Kenan'ın sıcak hareketli günlerde sıcak aşkı. 1960'lı yıllar. Sokakların karışık ve herkesin tedirgin olduğu zamanlar. Ve tedirgin bir aşk. Gerçekten etkileyici bir kitap. Türkali'nin Mavi Karanlığı'da hemen arkasından güzel gider. |
| |
|
|
|

Diyordum. Evet, bende diyordum. İnce Memed'i okumadan önce okuduğum romanlara roman budur diyordum. Ama yanılmışım. Sonrandan anladım İnce Memed'i okumadan roman okudum dememek gerektiğini. Toraslar, sarı sıcak Çukruova, çakır dikeni, yarpuz kokusu... Okurken kokusundan rengine kadar özümseyeceğiniz bir doğa ve anlatım. Ve insanlar, yüreğini avucunda sunan insanlar. Ve İnce Memed. Yaşar Kemal'in deyimiyle “Mecbur Adam”
1998 yıllarıydı. Bursa'da Işıklar Askeri Lisesi'nde askerim o zamanlar. Alt üst olmuş psikolojik durumumu dengelemek, insan olduğumu hatırlamak için akşamları devamlı kitap okuyorum. Yine bir gün askeri lisenin kütüphanesine yeni kitaplar almak için gittiğim bir gündü. Hep okumak istediğim kitaplar arasında bulunan İnce Memed Askeri Lisenin kütüphanesinde 4 cildi birden tam göz hizamda bir kol mesafesinde duruyordu. Bir kol ve açık bir avuç hareketiyle dördünü birden aldım ve o gün okumaya başladım.
2. Cildi bitirdiğim zamandı. İçinde bulunduğum askeri ortam ve Toraslardaki özgürlük başımı döndüyordu. Kafamda müthiş metaforlar, fırtınalar oluşuyordu. Geçmeyen günler iyice geçmez oldu. Biran önce akşam olsun ve kitap dünyama, toraslara döneyim diye saatleri sayıyordum. Gece 3-5 nöbetlerinde silah tutan soğuktan çatlamış ellerim nöbet sonrası Çukurova sıcağı ile ısınıyordu. Sabahı ediyorduk birlikte. Evet 2. cildi bitirdiğim zaman haksızlık ettiğimi düşündüm. Hem kitaba hem kendime. Evet, büyük haksızlıktı. Böylesi okunası bir kitap bu denli fiziksel ve de pisikolojik olumsuzluğun yaşandığı ortamda okunarak heba edilmemeliydi. Ve istemiyerekte olsa orada ayrıldı yollarımızı İnce Memed'le. O elinde silah dağlara ben elimde silah nöbette.
Sonrasında ne mi oldu? Asker dönüşü gittim bir kitapçıya. Aldım 4 cildi birden. Keyifle, yeni baştan vurdum kendimi Toroslara... |
| |
|